Hayal etmeye başlamanın zararı yok. Aslında sorunlardan uzaklaşıp başka dünyalara ulaşmanın güzel ve en masrafsız yolu. Yeri geliyor kafayı boşaltıyor, yorgun ruhu rahatlatıyor, yeri geliyor yalancı bir dünyanın içinde sizi kısa süreli de olsa mutlu ediyor.

Hayal etmede sınırı siz çiziyorsunuz. “Sınırsız hayal yoktur,” diye düşünüyorum. Bence her hayalin ilk başlarda bir üst limiti vardır. Demek istediğim hayali kuran akıl bir yere kadar peşinden koştuğu hayalini kurabiliyordur. Sonrasında zaten hayal kurmaktan yorgun düşüceği için hayalciği de o noktada bitiyordur.

“Hayali koşullar belirler,” diyenlerinizi duyar gibiyim. Acaba gerçekten öyle mi? Evet koşullar belirler, ama varolan koşulları yaratan yine hayali kuran aynı insan değil midir? Şansa bırakmadan, mücadele eden insan… 

 

 
Bu başlangıç cümlelerini yazmamdaki neden Armağan’ın kahve hayalini size anlatabilmek içindi. Ez cümle şu: bir hayal kurdu, o hayalini gerçekleştirdi. NOKTA
Kimileriniz şöyle düşünüyor olabilir: Armağan hayalini gerçekleştirmek için koşulların çoğuna sahip bir kadin. Nasıl olsa eşi çalışıyor, parasal anlamda çok sıkıntı yoktur. Kahve yapayım demiştir, olmuştur. Böyle düşünenler için kurulabilecek karşı cümle de şu olsa gerek: evet kısmen doğru, ama eksiği çok…
 
 
Yıllar önceydi sessiz, sakin bir bahçe içinde hayatımızı yaşayabilmenin hayali kuruyorduk. İçinde meyve veren ağaçlar olsun, toprak bereket akıtsın, hatta mümkün olursa kendi yiyeceğimizi de yetiştirelim. İkimiz de bugün gibi yine çalışan insanlarız o zamanlar… Armağan profesyonel çalışma hayatını bırakıp dışarıdan pazarlama danışmanlığı hizmeti veriyordu şirketlere. Reno Clio ile sabahların erken saatinde evden çıkar, gerektiğinde koli koli kutular taşır akşamın karanlığında gelirdi. Çalıştığı yol arkadaşları için fikirler üretir, kabul ettirirdi. Başarısı rastlantı değildi. Bense malumunuz haber peşinde koşan biriydim o zamanlar. Hayal, kazandığımızdan biraz arttırıp  bir toprak parçasına sahip olabilmekti. Hedef, o koşulları oluşturmaktı. Yıllar yıllar içinde, zorlandığımız anlar çok olsa da koşulları yarattık. Tasarruf edebilmek önemliydi. Püf nokta acele etmeden, sakin yol almaktı. 
 
 
2012’de beyaz sayfaya çizilen hayal
 
Açık yazayım çalışarak akıttığımız emeğin karşılığını çoğu zaman aldık. Bir zaman Suadiye’de Zamane Kahvesi’nde otururken beyaz bir kağıda çizip sakladığımız araziye yıllar sonra borç harç sahip olduk. Yaşam yeri haline getirdik. Bundan sonrası Armağan’ın hayaliydi; üretmek, üretirken mütevazı kazanç sağlayabilmek. Püf nokta yine acele etmeden, bu kez toprağın ritminde koşulları bilerek yol almaktı. 
 
***
 
Armağan sakin yol alma konusunda sinir bozucu bir karaktere sahiptir. Bir adım atacaksa haftalarca aylarca düşünür. Sorduğunuzda, “Neden hızlı yol almıyorsun?” diye, “koşullar,” der her defasında. “Koşullar,” dediği kavramın içinde prensipleri de vardır. Hayalin gerçeğe dönüşmesindeki her aşamada belirleyici olan koşullar sıfır noktasında bile geçerli. Çünkü hiçbir şey yoktan var edilmiyor. Emek vermek, mücadele etmek,  kurallarını koymak şart. “Koşullar” dediğin şeyi zaten bu şekilde oluşturuyorsun. 
 
 
Önce zeytinler özenle büyütüldü bahçede. Armağan’ın amacı büyük tonajlarda üretip kazanmak olmadı hiçbir zaman. Bu niyetle yola çıkmadığını gayet yakından bilenlerdenim. Beş altı adet litlelik plastik su şişeleriyle başladı zorlu merdivenleri çıkmaya… Hedef bir hayali gerçekleştirmekti. İlk başta sağlıklı tüketmemiz, sonrasında ‘Torlak’ adını verdiğimiz çiftlikte özel ürünleri tasarlamaktı. Reçeller, salçalar, enginarlar, seramikler ve atölyeler takip etti zeytini. 
 
***
 
Armağan bir gün dedi ki: “Yeni bir ürün tasarlamalıyım, hayata geçirdiğim bu ürünlerle uyumlu olmalı, Torlak’ın özgün ve butik yapısına ters düşmemeli, o ürünü her gördüğümde, her anlattığımda bana keyif vermeli, karşımdaki keyif almalı.” Yine eminim kafasında büyük işler yapmak yoktu. Hayalini, prensipleriyle çizdiği sınırların içinde tutmasını biliyordu. Püf noktası acele etmeden, toprağın ritminde yol almaktı; ağır ağır. Yolun sonunun nereye varacağını her zaman olduğu gibi yol alırken görecekti.
 
 
Bu kez kahveyi önerdi. Teklifi tatmin edici bir gözlemin sonucuydu. Koşullar bunu gerçekleştirmeye uygundu. Öyle büyük sermayeye ihtiyaç da yoktu. Asıl sermayenin çevremizde iyi insanlar biriktirmek olduğunu o zaman anladık. Olgunlaşan koşulların en güzellerinden biriydi bence çevremizde iyi insanlar biriktirmek. Püf nokta yine acele etmeden sakin yol almaktı.
 
 
Kimileriniz, “aman alt tarafı kahve,” deyip küçümseyebilirsiniz. Hedefi koyma önemlidir Armağan için… İçim keyfini keşfetmek bile aylarını aldı. Daha sonra isim geldi: BLEND1601. Yani yaptım oldu, olmadı . “Ocak ayının 16’sında tadı bulunan bir harman,” demekti. Armağan hikaye içinde gitmeyi ve her ürünü için bir öykü oluşturmayı sever. Kanımca onları birer yaşam süreci olan canlılar veya kendinden bir parçaymış gibi düşünüyor. Doğuyorlar, büyüyorlar, gelişiyorlar ve tabi ki bir son… 

Armağan şu sıralar doğurup büyüttüğü kahve hayalini geliştirme çabası içinde. Basit ama net düşüncelerle başladığı kahve hayalinin ivmelendiğini görüyor. Torlak’ın yanısıra kahve için de ayrı bir internet sitesi kurdu. Sipariş ve ödeme sistemini daha da kolaylaştırdı. Böylelikle üzerinde ki yükü azalttı. Eğer 23 yılda biraz olsun tanıdıysam onu, kafasında şu aralar mutlaka prensiplerinin sınırladığı başka hayallere yer açıyordur. Eminim püf noktası yine acele etmeden toprağın ritminde yol almak olacaktır. Koşulların oluşmasını sağlayarak tabi…

Fatih P.

Nisan 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir